Kriptografinin Geçmişten Bu Yana Etkileyici Gelişimi

Güvenli kontakt için kodlar ve şifreler yazma bilimi olan kriptografi, çağıl kripto para birimlerini ve blok zincirlerini mümkün kılan en mühim unsurlardan biridir. Sadece bugün kullanılan kriptografik teknikler, inanılmaz derecede uzun bir gelişim geçmişinin sonucudur. Eski zamanlardan beri insanoğlu, detayları güvenli bir halde iletmek için kriptografiyi kullandılar. Çağıl dijital şifreleme için kullanılan gelişmiş ve sofistike yöntemlere neden olan büyüleyici kriptografi zamanı ile ilgili bilgilere bu rehber yazımızda ulaşabilirsiniz.

Kriptografinin Zamanı Kökleri

Kriptografinin en eski biçimi, bir çok insanoğlunun okuyamadığı için bir mesajın rahat yazılmasıydı. Aslına bakarsak kriptografi kelimesi, sırasıyla gizli saklı ve yazı anlamına gelen Yunanca kryptos ve graphein kelimelerinden gelir

1960’lara kadar, güvenli kriptografi büyük seviyede hükümetlerin elindeydi. O zamandan beri iki vaka, onu direkt kamuya açık hale getirdi: bir genel şifreleme standardının ( DES ) oluşturulması ve diğeri ise açık anahtarlı kriptografinin icadı.

İlk kriptografi, mesajın bir yerden başka bir yere taşındığı sırada mesajın içeriğini korumak için mesajları okunamayan sayı gruplarına dönüştürmekle ilgiliydi.

Çağıl çağda, kriptografi, temel bildiri gizliliğinden, öteki şeylerin yanı sıra, bildiri bütünlüğü kontrolü, gönderen / alıcı kimlik doğrulaması ve dijital imzaların bazı aşamalarını içerecek şekilde büyümüştür.

Kriptografinin Gelişimi

Mağaralardan çıktığımızdan, gruplar halinde yaşamaya başladığımızdan ve bu uygarlık fikrini ciddiye almaya karar verdiğimizden beri mesajları gizleme ihtiyacı bizlerle olmuştur. Değişik gruplar ya da kabileler olur olmaz, birbirimize karşı çalışmamız gerektiği fikri, aşama sertliği, gizlilik ve kalabalık manipülasyonu ile beraber su yüzüne çıktı ve çoğaldı. En eski kriptografi biçimleri, şu anda Mısır, Yunanistan ve Roma’nın kapsadığı bölgeler de dahil olmak suretiyle, {hiç de} şaşırtıcı olmayan medeniyetin beşiğinde bulunmuş oldu.

MÖ 1900 şeklinde erken bir tarihte, Mısırlı yazıcılar hiyeroglifleri, muhtemelen anlamı bilmeyenlerden anlamını gizlemek için standart olmayan bir halde kullandılar. Yunancanın fikri, bir çubuğun etrafına bir bant sarmak ve peşinden mesajı yara bandının üstüne yazmaktı. Kaset çözüldüğünde yazı anlam ifade etmeyen olurdu. Mesajın alıcısı elbet aynı çapta bir çubuğa haiz olacak ve mesajı sökmek için bunu kullanacaktır. Roma kriptografi yöntemi Sezar Geçiş Şifresi olarak biliniyordu. Harfleri üstünde mutabık kalınan bir sayı ile değişiklik yapma fikrinden yararlandı (üçü ortak bir tarihsel seçimdi) ve böylece mesajı harf kaydırmayı kullanarak yazdı. Alıcı grup sonrasında harfleri aynı sayıda geri kaydırır ve mesajı deşifre eder.

Sezar Kaydırma Şifresi, Monoalphabetic Cipher’ın bir örneğidir. Bu şifreleme yönteminin niçin kırılmasının rahat bulunduğunu idrak etmek kolaydır. Bir kişinin yapması ihtiyaç duyulan tek şey, alfabenin başlangıcını takip eden her bir harfe yan yana getirerek alfabeden aşağı inmektir. Her yinelemede, mantıklı olup olmadığını görmek için mesajın şifresi çözülür. Okunabilir bir bildiri olarak göründüğünde, kod bozulmuştur. Monoalphabetic şifreleri kırmanın bir başka yolu da, MS 1000 dolaylarında Araplara atfedilen frekans analizi olarak malum şeyin kullanılmasıdır. Bu yöntem, mesela İngilizcede “e” harfi şeklinde belirli harflerin öbürlerinden daha sık tekrarlandığı fikrini kullanır. Bu bilgiyle donanmış bir şahıs, bir mesajın üstünden geçebilir ve tekrarlanan kullanımı yada kullanım sıklığını arayabilir,

Yunanca çubuk kullanma yöntemine ulaşınca, yöntem bilindikten sonrasında, bildiri okunabilir hale gelene kadar değişik çaplarda çubukları tecrübe etmek rahat bir meseleydi.

Orta Çağ’da Kriptografi

Kriptografi sanatı ve bilimi, Orta Çağ’a kadar büyük bir değişim yada ilerleme göstermedi. O zamana kadar, tüm Batı Avrupa hükümetleri kriptografiyi şu yada bu şekilde kullanıyordu. Büyükelçilerle kontakt halinde olmak kriptografinin en mühim kullanımıydı. Leon Battista Alberti, bilhassa fazlaca alfabetik ikamenin geliştirilmesinden dolayı “Batı Kriptolojisinin Babası” olarak biliniyordu. Onun yöntemi birbirine uyan iki bakır disk kullanmaktı. Her birinin üstünde alfabe yazılıydı. Her birkaç kelimeden sonrasında diskler, şifreleme mantığını değiştirebilmek için döndürülerek şifreyi kırmak için frekans analizinin kullanımını sınırladı.

Gilbert Vernam, 1918’de Vernam-Vigenere şifresini oluşturarak, kırık şifrelemeyi iyileştirmek için çalıştı. Sadece mühim seviyede daha kuvvetli bir gizyazı oluşturamadı. Emek vermesi , anahtar kelimeyi yalnızca bir kez kullanan bir vakit çizelgesine götürdü ve neredeyse kırılmaz olduğu kanıtlandı. Whitman, suçluların yasak esnasında birbirleriyle kontakt oluşturmak için kriptografi kullandığını bildirdi.

Ek olarak, son zamanlarda popüler hale gelen “konuşmacılardan” anlatmak önemlidir. Navajolar, kriptografinin temeli olarak kendi dillerini kullandılar. Kod asla kırılmadı ve İkinci Dünya Savaşı esnasında Pasifik Tiyatrosu’ndaki zaferde etkili oldu. Konuşulan dilin teknik olarak kriptografi olmadığı iddiasında bulunulabilir. Sadece her iletişimde mesajın bir prosedür meselesi olarak yazıldığı unutulmamalıdır.

Çağıl Çağ’da Kriptografi

Çağıl zamanlarda, açık anahtar kriptografi yöntemi geniş çapta benimsenmiştir. Yalnızca gönderen tarafınca tutulan ortak bir genel anahtarın ve hususi bir anahtarın kullanımı, günümüzde bir asimetrik şifreleme biçimi olarak kullanılmaktadır. Bu yöntemin kullanımlarından biri, gönderenin mesajı giz yazıya çevirmek için hususi anahtarı kullanımı ve peşinden mesajı alan her insanın şifresini çözmek için genel anahtarı kullanmasıdır. Bu şekilde alıcı mesajın kimden gelmesi icap ettiğini bilir.

Bu yöntem, Dijital İmzanın omurgasını oluşturur. Birden fazlaca kurum arasındaki kontakt fazlaca sayıda genel anahtarın kullanılmasını gerektirdiğinde ve hangisinin ne vakit kullanılacağını bildiğinde problemler ortaya çıkar. Hangi yöntem kullanılırsa kullanılsın, arka arkaya uygulanan yöntemlerin kombinasyonu en iyi sonucu verecektir.

Netice olarak, bu fazlaca mühim mevzunun tarihinin bu kadar sınırı olan olması birazcık şaşırtıcı. Kuşkusuz kriptografi ve daha geniş anlamda kriptoloji, birçok cemiyet ve kültürün şekillenmesinde ve gelişmesinde fazlaca büyük bir rol oynamıştır. Tarih değişik bir fotoğraf çizse de, kazananların çoğunlukla tarih yazması kayda kıymet. Bir ordunun başarıya götürmüş olan detayları sağlamada etkili olan kuvvetli bir silahı var ise, bunu cenk kayıtlarında ifşa etmesi ne kadar mantıklıdır? Bunun yerine, kahramanları putlaştırmış olmak, başarıya götürmüş olan pelerin ve hançer yöntemlerini ortaya çıkarmaktan daha iyi görünebilir. Kriptografi, doğası gereği, gizliliği ve yanlış yönlendirmeyi önerir; bu yüzden, bu mevzunun tarihinin kısa ve bir halde erişilmez olması büyük bir sürpriz değil.

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir